1. Outdoor reklamcılığın Türkiye’de de hızla gelişen dallarından biri olan “dijital ekranlar”ın pazarlaması konusunda faaliyet gösteriyorsunuz. Dijital ekranlar uygulaması dünyada ilk olarak nerede ortaya çıktı, Türkiye bunu ne kadar zamanda keşfetti?
Açıkhava reklamcılığı 1990’lı yıllarda özellikle Amerika’da dijitalleşmeye başladı. Outdoor’da gördüğümüz sabit panolar dijital panolara dönüştü. Bu dönüşüm hala devam ediyor. Özellikle de 2000’li yıllarda dijital outdoor network denilen sistemin geliştiğini gözlemliyoruz. Artık reklamveren tek bir pano yerine outdoor’da iletişimini network üzerinden yapıyor. Böylece daha fazla kişiye daha az maliyetle ulaşıyor. Dijital ekran network’leri hem Avrupa’daki hem de Amerika’daki havaalanlarında, metrolarda ve alışveriş merkezlerinde kullanılıyor.
Next Generation Media olarak kapalı mekanlardaki dijital ekranların medya pazarlamasını yapan ilk şirketlerden biriyiz. Dijital Ekran Network uygulamamızla dünyadaki gelişen bu trendi Türkiye’de sunuyoruz. Reklamverene az maliyetle çok kişiye ulaşabilme imkanı tanıyoruz.
2. Dünyada ve Türkiye’de outdoor reklamcılığın, tüm reklam pastası içindeki yerinden bahseder misiniz? Yüzdelik oranı ne kadar, markaların açık hava reklamlarına ilgisinde nasıl bir seyir var?
Dünyada Açıkhava reklamcılığının tüm reklam harcamalarındaki payi. %6 civarlarında. Türkiye’de bu pay %7 civarlarında. Yapılan son araştırmalar ve öngörüler gösteriyor ki Açıkhava reklamcılığın aldığı pay her sene için artacak. Buna en büyük katkıyı ise DOOH yapıyor. Reklamverenler artık outdoor’da sabit alanlar yerine dijital alanlarla daha çok ilgileniyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, dijital ekranlarda yapılan iletişim tüketicinin daha çok ilgisini çekiyor. Tüketiciden daha hızlı geri dönüş alınıyor. Ayrıca teknolojik özelliliğinden dolayı iletişim anında devreye alınıyor, istenildği anda yayindan çıkıyor veya iletişim mesajı anında güncellenebiliyor. Bu mecrayı kullanmanın prodüksiyon maliyeti bile klasik outdoor’la kıyaslandığında çok ama çok düşük. Bunun yanında reklamcıları ve reklamverenleri en çok cezbeden unsur ise tüketici ile interaktiviteyi sağlayabiliyor olmasıdır.
3. Dijital ekranları en çok hangi sektörler ve markalar tercih ediyor? Hangi sektörler ve markalar bu alandan daha çok faydalanmalı?
Hitap ettiğimiz sektörler çok geniş. Otomotiv, turizm, finans, FMCG, GSM operatörleri, hazır giyim, beyaz eşya, internet servisleri, medya gibi birçok sektörden markalara hizmet veriyoruz. Müşterilerimiz Türkiye’nin en büyük reklamverenleri. Mecralarımızın çeşitliliği ve dijital ekranların teknolojik özelliğinden dolayı imaj kampanyaları için de kullanıyorlar, satış kampanyaları için de. Dijital Signage teknolojisinin özelliğinden dolayı dijital ekranlar anlık satış kampanyaları için kullanılıyor. Verilmek istenen reklam mesajı anında yayına girip, istenildiği anda da yayından çıkabiliyor. Her mecrada olduğu gibi dijital ekran mecrasında da mecra kullanım sürekliliği önemli bir unsur.
4. Dijital ekranların, markalara sunduğu avantajlar neler?
Dijital ekranlarda Digital Signage teknolojisini kullanıyoruz. Bu teknoloji sayesinde reklamveren vermek istediği reklam mesajını mekana göre ayrıştırabiliyor. Örneğin Akmerkez’deki ekranlarda o mekana özel bir mesaj verirken, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda farklı bir mesaj kullanabiliyor. Mekana göre reklam mesajı çeşitlemesine giden ve bizim mecralarımızdan çok olumlu geri dönüş sağlayan müşterilerimiz var. Yukarıda da bahsettim, interaktivite, ekranların en önemli özelliklerinden biri. Mecranın dinamik özelliğinden dolayı dünyada dijital ekranlar mobil pazarlama aktivitelerinin en çok kullanılan mecrası.
Röportajın tamamını okumak için tıklayınız: www.medyaloji.net